16 Temmuz 2014 Çarşamba

Kitap İncelemesi #18 (Olasılıksız)



                Olasılıksız 
        Adam Fawer 

          April Yayıncılık
Çeviren: Şirin Okyayuz Yener
    Özgün Adı: Improbable
       #Çok Satanlar
     472 Sayfa - Ciltsiz

                ★ ★  ☆ ☆


 Olasılıksız diye bir şey yoktur. Düşük olasılık vardır.


KAPAK:

 April Yayıncılık tarafından yayımlanan kitabın kapağında HerAn'a girmek üzere olan Caine'i, kumardaki tüm olasılıkları, trendeki yaşam mücadelesini ve her şeye rağmen akıp giden zamanı görebilmek mümkün. Gerek konuyla bütünleşmesi gerekse ilgi çekiciliği açısından kapak tasarımını çok beğendiğimi söylemeliyim. Ayrıca kitabın arka kapağında Clive Cussler'ın övgüleri de yer almakta.


YAZAR HAKKINDA:

 Küçükken geçirdiği göz hastalığı nedeniyle babasının ona kitap okuması sayesinde edebiyata ilgi duyan yazarın ilk kitabı olan Olasılıksız, okurlar tarafından büyük bir ilgi görmüş, 5 dile çevrilmekle kalmamış aynı zamanda en iyi ilk roman dalında 2006 yılında International Thriller Writers ödülüne de layık görülmüştür. 
 Adam Fawer edebiyatla onu buluşturan babasına duyduğu derin sevgiyi, kitabı Philip Fawer'a ithaf ederek açığa vurmuştur.
 Yazarın bir diğer kitabı olan Empati ise Adam Fawer'ın edebiyat dünyasında adından sıkça söz edilmesini sağlamakla kalmayıp bunun yanı sıra Almanca, Japonca ve Türkçe olmak üzere 3 dilde yayımlanmıştır.


KONUSU:

 David Caine, rakibinin elindeki kartların olasılığını hesaplamayı denerken bir yandan da kokuya engel olmaya çalışıyordu. Bir daha kumar oynamayacağına dair kendine söz vermesine rağmen diğer tüm kumarbazlar gibi o da bu sözün arkasında duramıyordu. Aslında bir ay öncesine kadar her şey yolundaydı ta ki ders verirken geçirdiği o atağa kadar. Tedaviler sonuç vermemiş, ardı arkası kesilmeyen ataklar işten ayrılmasına sebep olmuştu. Belki de bu yüzden şu anda bu masada oturuyor ve şansın onun yanında olmasını diliyordu. Kartlar açıldığında ya çok kazanmış ya da boğazına kadar borca batmış olacaktı.
 Aslında tüm mesele nerede durmak gerektiğini bilmekle alakalıydı ve Caine kaybetmişti. Mafyaya olan borcunu en kısa zamanda ödemesi gerekecekti ve işsiz biri için bu pek de mümkün değildi. 
 Epilepsi hastaları için bir çok çözüm vardı ancak hiçbiri Caine'de işe yaramamıştı. Son çare olarak henüz denenme aşamasında olan tedaviye razı olan Caine başına geleceklerden habersizdi.


KİTAP HAKKINDA:

 Hayat tesadüflerden ibaret mi yoksa her şeyin bir açıklaması var mı? Şans nedir gerçekten? İmkansız olasılık dahilinde olabilir mi? Peki ya öngörü, 6. his, içimizdeki ses bütün bunlar mantık dışı mı? Ya Deja Vu geçmişin değilde geleceğin habercisiyse? 
 David Caine'in adın adım Laplace'in Şeytanı'na dönüşmesini konu alan bu kitap bütün bu soruları sorarken aynı zamanda sizi düşünmeye teşvik ediyor. 
 Bilim ve felsefeyi oldukça iyi bir harmanlayan bu kitap sizi maceradan maceraya sürüklüyor.


SONSÖZ:

 Olasılıksız'ın okuyup beğendiyseniz yazarın bir diğer kitabı olan Empati'yi de okumanızı tavsiye ederim.
 Eğer konu ilginizi çektiyse, kitapla benzerlikler içeren Next filmini de izleyebilirsiniz.


Next Filminin Fragmanı 



8 Temmuz 2014 Salı

Book Tag ♥ #1 (Ombre Book)

   
   Ombre Kitap Tag'i


 Herkese merhaba. Bugün sizlerle bir tag yazısı paylaşacağım. 

 Geçtiğimiz günlerde sevgili Burcu(lw_strtn) beni ve daha birçok kişiyi yabancı bloggerların bir çoğunda gördüğümüz ombre book tag'inin uyarlanması olan ombre kitap etiketine ekledi. Bu tagin amacı kitapları renklerine uygun bir biçimde açıktan koyuya ya da koyudan açığa doğru sıralamak.  Bende kitaplığımda bulunan benzer renkteki kitapları üşenmeden instagram üzerinden siz kitap severlerle paylaştım. 

 Bugün de sizlerle bu kitaplar hakkındaki fikirlerimi kısaca yazıya dökeceğim. 

 İlk paylaştığım fotoğrafta birçok kişi gibi bende mavi tonlarını seçtim.

 En üstte bundan 5 yıl önce okuduğum Zülfü Livaneli'nin içinde derin ideolojiler barındıran kitabı Son Ada var. Benim beğenerek okuduğum bu kitabı George Orwell'ın Hayvan Çifliği adlı eserini okuyup beğenen herkese öneriyorum. Ayrıca Nisan ayında Kitap Kardeşliği'nin düzenlediği okuma şenliğinde bu güzel kitap birçok kişiye ulaşmış oldu. 

 İkinci sırada beğeniyle izlediğim Cem Yılmaz'ın Gora filminin senaryosu bulunmakta.

 Üçünsü sırada yer alan David Nicholls'ün Bir Gün'ü ise birçok kişinin aksine benim yetersiz bulduğum, filmiyle kıyaslanınca aralarında çok da fark görmediğim bir roman.


Bir Gün Filminin Fragmanı 


 Bir Gün'ün hemen altındaki Ahmet Ümit'in Beyoğlu'nun En Güzel Abisi adlı romanından bir önceki alışveriş yazımda bahsetmiştim ve okuduğum güzel yorumlar sayesinde beni gerçekten meraklandırdı.

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi Yazıma Ulaşmak İçin Tıklayın

 Can Dündar'ın Yarim Haziran'ı ise kütüphanemde bir gün okunmak üzere öylece duruyor.

 Marc Levy'nin İlk Gün'ünün ardından okumayı sabırsızlıkla beklediğim İlk Gece çok beğendiğim lacivert kapağıyla fotoğraftaki yerini aldı. Henüz haberi olmayanlar için ufak bir hatırlatma: İlk Gece'yi Okuma Şenliği'yle Ağustos'ta okuyacağız.

İlk Gece Yazıma Ulaşmak İçin Tıklayın

 Son olarak Uçurtma Avcısı'yla beni etkileyen Khalid Hosseini'nin 3. kitabı Ve Dağlar Yakındı yakında okuyacaklarımdan.


#ombrekitap etiketine göz gezdirirken fark ettim ki büyük bir çoğunluk bu tag için mavi kitapları tercih etmiş. Ben de neden biraz da kırmızı olmasın dedim ve işte sonuç. 

 En üstte Serdar Özkan'ın tüm dünyada çok satan kitabı Kayıp Gül'ün 3. kitabı Ekim Rüzgârları var. Kayıp Gül'ü okur okumaz serinin 2. kitabı olan Ölümsüz Aşk'ı da satın alacağım.

 Onun hemen altında yine bir Khaled Hosseini kitabı Bin Muhteşem Güneş. Sizinde gördüğünüz üzere seriyi tamamladım.

Bin Muhteşem Güneş Yazıma Ulaşmak İçin Tıklayın

 İlk Gün ise beğenecek okuduğum film tadında bir romandı. Marc Levy'nin diğer kitaplarını okumak için de sabırsızlanıyorum.

İlk Gün Yazımı Okumak İçin Tıklayın

 Jack London'ın Demir Ökçe'si ise ablamın kütüphanesinden bana kalanlardan.

 5. sırada yine bir Cem Yılmaz kitabı olan Arog yer almakta.

 Listenin sonuna yaklaşırken Dan Brown'un Da Vinci Şifresi olmazsa olmazdı.

 Ve son olarak Türk Edebiyatı'nda yeri doldurulamaz bir isim Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ı okumamı bekleyen kitaplar arasında.

Ayrıca kitaplarıma eşlik eden Ironman oyuncağımda sarı kırmızı rengi sayesinde bu kareye girmeye hak kazandı. 



 Madem kitaplığımı talan ettim neden krem rengi bir ombre yapmıyorum dedim 9 kitaptan oluşan uzun bir liste hazırladım.

  En üstte Joanne Greenberg'den Sana Gül Bahçesi Vadetmedim var.

 Hemen altında Franz Kafka'nın Milena Jesenka'ya yolladığı mektupların derlemesi olan Milena'ya mektuplar yer almakta.

 3. sırada tüm dünyada çok okunan chick- lit tarzında bir kitap olan Küçük Mucizeler Dükkanı bulunmakta. Özellikle kitap okumaya yeni başlayan ya da okuma alışkanlığı kazanmaya çalışanlara öneririm.

Küçük Mucizeler Dükkanı Yazımı Okumak İçin Tıklayın

 Betsy Tobin'in pek bilinmedik kitabı Sevgi Denizi okuduğum güzel kitaplardandı. Gerek aşkı işleyiş tarzı, gerekse hayat zorluklarını el alış biçimi açısından oldukça başarılıydı. Eğer bir yerde rastlarsanız alıp okumanızı kesinlikle öneririm ben çok beğenmiştim. 

 Bir diğer kitabım yaşanmış bir dramı konu alan Anne Frank'ın hatıra defteri. Savaşın ortasında kalmış küçücük bir kız çocuğunun duygularına, acılarına, yalnızlıklarına bizi ortak eden bu günlük sizi derinden etkileyecek.

Anne Frank'ın Hatıra Defteri Yazımı Okumak İçin Tıklayın

 Orhan Kemal'in Eskici ve Oğulları lise yıllarımda satın alıp bir türlü okumaya fırsat bulamadığım Türk Edebiyatı'nın önemli eserlerinden.

 Bir diğer Türk Edebiyatı'nın önemli ve Nobel ödüllü yazarı Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı da merak ettiğim kitaplardan. 


 Francis Scott Fitzgerald 'dan Muhteşem Gatsby.


 Ve son olarak ablamla özdeşleştirdiğim Elizabeth Kostova'dan Tarihçi.


 Bunun yanı sıra kitaplarıma eşlik eden sevimli oyuncaklarımı da es geçmemek gerek.



 Bunlar benim ombre kitaplarımdı umarım beğenmişsinizdir. Eğer sizlerde bu eğlenceli tag'e katılmak istiyorsanız tek yapmanız gereken Instagram'da kitaplarınızın fotoğrafını #ombrekitap etiketiyle paylaşmanız.


 Kendinize çok iyi bakın. Sevgiyle kalın.




Kitap İncelemesi #17 (İlk Gün) | Okuma Şenliği |

          İlk Gün 
    Marc Levy 

     Can Yayınları
  Çeviren: Ayça Sezen 
Özgün Adı: Le Premier Jour
    420 Sayfa - Ciltsiz 

      ★ ★ ★  ☆ 
Okuma Şenliğimiz devam ederken işte benim İlk Gün yazım. 

KAPAK:

 Marc Levy'nin İlk Gün adlı romanının konuyla özdeşleşen ve gün doğumunu tasvir eden kapak tasarımını oldukça başarılı buldum. Ayşe Çelem Design tarafından tasarlanmış kapak, kitabın içeriğiyle ilgili okurlara bilgi vermekle kalmayıp aynı zamanda sizi satın almanız için ikna etmeye çalışıyor. Ön kapakta yer alan yarım sembol ise kitabın devamı olacağını bariz bir şekilde müjdeliyor. Bunun yanı sıra arka kapakta bulunan külüstür uçak sizi birbirinden güzel şehirlerde gezintiye çıkarmayı vaat ediyor.


YAZAR HAKKINDA:

 Marc Levy, yazmaya karar verdiğinde 40'ına yaklaşıyordu. Oğluna anlattığı hikayeleri kağıda döken yazar ilk romanı Keşke Gerçek olsa ile edebiyat aleminde büyük bir başarı gösterirken, kitabın beyaz perdeye uyarlanması olan Cennet Gibi filmi sayesinde sinema dünyasında da adından söz ettirdi.
 Sonraları birçok kitabı ile en çok satanlar listesindeki yerini alan yazarın bir kısa metrajlı filmi de bulunmakta.




KONUSU:

 Adrian, çocukluğundan beri gün doğumunun nerede başladığını merak ediyordu. Bundandır ki büyüyünce astrofizikçi olmayı seçmişti. Yıldızlar, Güneş Sistemi, Uzay kiminize sıkıcı konular gibi gelebilir ancak Adrian için çözülmeyi bekleyen sırlarla dolu kavramlardı. Gün doğumunun nerede başlağınını, ilk yıldızın nasıl oluştuğunu  bir gün kavrayacak ve işte o zaman kariyerinde zirveye ulaşacaktı. 
 Zaten bu yüzden gitmemiş miydi oksijen eksikliği yüzünden hastaneye kaldırılmasına sebep olan Atacama Platosu'ndaki o yere. Tek istediği gizemi çözüp hayatına kaldığı yerden devam edebilmekti. Ve bunu gerçekleştireceğine yürekten inanıyordu.

 Keira, neredeyse başaracaktı. Eğer Şimal rüzgârı çıkmamış ve aylardır çabaladıkları bütün işi mahvetmemiş, kazı alanı yerle bir olmamış olsaydı belki de insanlık tarihini değiştirecek o gerçeği bulacaktı. Biz nereden geliyoruz? Hayat bir tesadüf mü yoksa Tanrı'nın elinin eseri mi? Evrimin anlamı ne? İnsanlar başka bir medeniyete giden yolda bir aşama mı sadece?
 Şimdi ise her şey değişmişti. Elleri boş bir şekilde Paris'e geri dönüyordu genç arkeolog. Omo Vadisi'nden geriye Harry'nin ona verdiği üçgen şeklindeki ilginç taş kalmıştı sadece.

 İşte tam 15 yıl sonra o ilginç taş birbirinden oldukça uç olan Keira ve Adrian'ı, bir arkeolog ve bir astrofizikçiyi, Fransa ve İngiltere'yi aynı gaye doğrultusunda bir araya getirecekti. Ve 15 yıldır yürekte bir yerde gizli kalmış aşk yeniden alevlenecekti. Peki ya dünyayı yöneten güçler tarihi ve insanlığı bu denli etkileyecek bilgilerin açığa kavuşmasına izin verecekler miydi?


KİTAP HAKKINDA:

 Marc Levy'nin gerek yalın dili gerekse olayları kurgulayış stili sebebiyle hem akıcılık hem de sürükleyicilik kazanan bu kitabı, çok kısa sürede okumak mümkün.
 Kitapta astrolojik ve arkeolojik kavramlar yer alsa da, bunlar sizin konudan sapmanızı sağlayacak ya da sıkacak türden değil. Aksine okurun heyecanını yitirmemesi için oldukça minumum düzeyde tutulmuş.
 Her sayfası film tadında olan bu kitapta kimin hangi tarafta olduğunu anlayamayacaksınız.


SONSÖZ:

 Ağustos ayında kitap dostlarımla İlk Gün'ün devamı niteliğinde olan İlk Gece'yi okuma kararı aldık. Eğer siz de İlk Gün'ü okuyup beğendiyseniz Ağustos ayındaki Okuma Şenliğimizde bize katılabilirsiniz.



İlk Gün Kitabının Tanıtım Videosu


6 Temmuz 2014 Pazar

Kitap Alışverişim #2

Satın Aldığım Kitaplar:



  • Adam Fawer - Olasılıksız
  • Serdar Özkan - Kayıp Gül
  • Ahmet Ümit - Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

 Herkese merhaba. Bugün sizlerle yeni bir alışveriş yazısı paylaşıyorum.  Alışverişimi küçük bir kitapçıdan yaptım ve uzun zamandır okumayı planladığım üç güzel kitabı satın aldım. Bu sayede de Temmuz ayında okuyacağım kitaplar belli olmuş oldu.

 İlk aldığım kitap çoğunuzun beğenerek okuduğu benim de satın almaya ancak fırsat bulduğum Adam Fawer'ın uzunca bir süre en çok satanlarda yer alan kitabı Olasılıksız.
 Yazarın bir diğer kitabı olan Empati'yi de oldukça merak ediyorum. Belki bir daha ki sefere onu da satın alırım.

Olasılıksız Yazımı Okumak İçin Tıklayın

 Bir diğer satın aldığım kitap ise 28 dilde 40'dan fazla ülkede yayımlanan ve Türklerin Küçük Prens'i olarak nitelendirilen Serdar Özkan'ın Kayıp Gül adlı romanı. Bildiğiniz üzere bu kitap Kayıp Gül serisinin de ilk kitabı. Tüm dünyada büyük bir başarı yakalayan serisin diğer kitapları ise Ölümsüz Kalp ve Ekim Rüzgarları.

 Son olarak geçtiğimiz aylarda çıkan ve yine büyük bir satış başarısı elde eden Ahmet Ümit'in Beyoğlu'nun En Güzel Abisi alışverişime dahil olmaya hak kazandı.

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi Yazımı Okumak İçin Tıklayın

 Önümüzdeki Temmuz ayı boyunca okuyacağım kitaplar bunlar olacak. Ayrıca Okuma Şenliğim de bu ay süresinde devam edecek. 

 Herkese keyifli okumalar. Kendinize iyi bakın ve sevgiyle kalın.

4 Temmuz 2014 Cuma

Okuduklarım #1 (Haziran/2014 )


Haziran Ayında Okuduklarım


  • Sol Ayağım
  • Kürk Mantolu Madonna
  • Hale
  • Koku

 Herkese merhaba. Bugün sizlerle Haziran ayı boyunca okuduğum kitaplar hakkındaki fikirlerimi kısaca paylaşacağım. Öncelikle Haziran ayında diğer bir çok ayda olduğu gibi 4 kitap okudum. 
 Fantastikten, polisiyeye, otobiyografiden, uzun öyküye kadar çeşitli türden kitaplarla Haziran ayını bitirdim. 




                ★ ★ ★ 

 Bunlardan ilki Christy Brown'un engellerle dolu hayat öyküsünü kaleme aldığı otobiyografik kitabı Sol Ayağım. 
 Bu kitabı bir çoğunuzun çoktan okuduğunu biliyorum ancak aranızda hâlâ okuyanlarınız varsa şiddetle tavsiye ederim.
 Hayattan yorulduğunuz, ümidinizi yitirdiğiniz zamanlarda size yol gösterecek bir başucu kitabı olabilir.
 Kitabı okurken Christy'nin yaşadığı zorluklara tanıklık ederken aynı zamanda içinde bulunduğunuz yaşamınızın kıymetini daha fazla bileceksiniz.
 M.E.B onaylı 100 temel eser içinde yer alan bu kitabı çocuklarınıza dahi okutabilirsiniz. 



                  ★ ★ ★ 

 Bir diğer kitabım ise Türk Edebiyatının ileri gelen yazarlarından Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sı.
 Daha önce bildiğiniz üzere yazarın Kuyucaklı Yusuf'unu okuyup beğenmiştim bu nedenle ölümünden 70 yıl sonra bile en çok satanlarda yer alan kitabını okumak istedim.
 Kitapta fark ettiğim ilk şey bölümlerden oluşmamasıydı. Daha sonra bunun nedeninin, kitabın bir roman olmaktan çok, uzun öykü olarak nitelendirilmesinden kaynaklandığını öğrendim.
 Sabahattin Ali, teması genel itibariyle aşk olan iki kitabı Kuyucaklı Yusuf ve Kürk Mantolu Madonna'da aslında okuyucuya uç ortamlar sunuyor.
 Ben öncelikli olarak Kuyucaklı Yusuf'u okumuştum. Eğer siz bu iki kitaptan birine başlamak istiyor ve karar veremiyorsanız ilk önce Kuyucaklı Yusuf'u ardından Kürk Mantolu Madonna'yı okumanızı tavsiye ederim.

Kürk Mantolu Madonna Yazımı Okumak İçin Tıklayın


                    ★ ★ 

 Gelelim fantastik türdeki kitabımız Alexandra Adernotto'dan Hale'ye. Bu kitap hakkında birçok şey yazılıp çizildi ancak şunu belirtmeliyim ki ben kitabı beğendim. Kitaba çok büyük bir beklentiyle başlamadım bu sebeple de okurken zevk aldım. Eğer sizde bu seriyi okumak istiyorsanız benim yaptığım gibi beklentilerinizi mininum tutmanızı öneririm.
 Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu kitapta fantastik ögelerden çok aşk teması baskın. Bu nedenle fantastik severleri hayal kırıklığına uğratmış olabilir. Ancak yazarın bu kitabı yazarken yalnızca 18 yaşında olduğunun da altını çizmek isterim. Ayrıca içerdiği masum aşk birçoğunuzun hoşuna gidecek türden.
 Kitabı okurken, özellikle başlarda Senden Nefret Etmemin 10 Sebebi filmini anımsar oldum. Sonlara doğru ise ki bunlar aksiyon içeren sayfalardı bana Alacakaranlık kitabını hatırlattı. Bunun sebebinin yazarın çok kitap okumasına ve haliyle esinlenmesine bağlıyorum.
 Son olarak ülkemizde tümü yayımlanan ve 3 kitaptan oluşan serisin 2. kitabı Hades'in çok daha fazla aksiyon içerdiğini duydum. Eğer bir aşk kitabı arıyorsanız ve içerisinde fantastik karakterler bulunsun istiyorsanız genç yetişkinlere yönelik bu seriyi okuyabilirsiniz. 

Hale Yazımı Okumak İçin Tıklayın

                    ★ ★ ★ 

 Haziran ayında okuduğum son kitap ise adından gerek beyaz perdedeki başarısı, gerekse uzun zamanlar dünyanın birçok ülkesinde en çok satanlar listesinde yer almasıyla sıkça söz ettiren Patrick Süskind'in Koku adlı romanı.
 Konu bakımından bir hayli ilginç olan bu kitabı beğenmemde ki bir diğer etken ise kurgu biçimi oldu. 
 Özellikle, bir final hayal etmememe rağmen beni şaşırtan bir sonla biten kitap etkileyiciydi.
 Kimi yerlerde özel isimlerin sıklığı ve Fransızca tabirlerin aşırılığından rahatsız olsam da kitabı genel olarak beğendim.
Aranızda filmi izleyip beğenmiş ancak kitabı okumaya fırsat bulamamış olanlarınız varsa kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap. Henüz filmi izlememiş biri olarak kitapta yer alan tarifsiz betimlemelerin filmde bulamayacağınız kadar müthiş olduğunu düşünüyorum. 

Koku Yazımı Okumak İçin Tıklayın

 Benim Haziran ayı boyunca okuduğum kitaplar bu şekildeydi. Umarım beğenmişsinizdir. Kendinize iyi bakın. Sevgiyle kalın.
  

3 Temmuz 2014 Perşembe

Okuma Şenliği #1 (İlk Gün)


    Marc Levy - İlk Gün

1 Temmuz - 30 Temmuz


 Öncelikle herkese merhaba. Bugün sizlerle bir okuma şenliği duyurusu paylaşacağım. Bunun düzenlediğim ilk okuma şenliği olmasından dolayı da ayrıca heyecanlı olduğumu belirtmek isterim. Instagram üzerinden sevgili kitapgurmesi ile konuşurken neden bir okuma şenliği yapmıyoruz dedik ve işte karşınızdayım.

 Bu okuma şenliğinin bizim gibi kitap severler açısından paydalı olacağını düşünüyorum. Bu sayede birbirimizle, kitap hakkında fikir alışverişi yapmış ve aynı kitabı okuyan farklı insanların hislerine ortaklık etmiş olacağız.

 Okuma şenliği kitabımız ise bir önceki alışveriş yazımdan da bildiğiniz üzere D&R'ın Can Yayınları kampanyasından birçok kişinin edindiği Marc Levy'in İlk Gün'ü. Bu kitabı seçmiş olmamın sebebi elbette çoğu kişinin elinde bulunması ve benim de konusu gereği çok merak ettiğim bir kitap olması.

 Okuma Şenliğimiz 1 Temmuz'da başlayıp Temmuz ayı boyunca sürecek yani istediğiniz herhangi bir zaman kitabı okumaya başlayıp SPOİLER içermeyen fikirlerinizi yine INSTAGRAM üzerinden bizimle paylaşabilirsiniz. Eğer kitabı daha önce okuduysanız ve bize yorumlarınızla eşlik etmek isterseniz çok mutlu oluruz.

 Ayrıca D&R kampanyasının yaz boyunca devam edeceğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Eğer kitaba sahip değilseniz ve bizimle bu eğlenceli etkinliğe katılmak istiyorsanız hiç de geç kalmış sayılmazsınız.

Kendinize çok iyi bakın. Sevgiyle kalın.

  Katılımcılar (Instagram)
  • glorrrybooks
  • kitapgurmesi
  • guliz_kitap
  • takaziskas
  • mybookheaven
  • pasaklitanricam
  • kitaplahayat
  • nurhansiler
  • kitap_onerilerim
  • se_fer
  • balimlela
  • kitaphayattir
  • sldgknpkls
  • tatlikutuphanem
  • merveduuman 
  • yaklasik3nokta14

1 Temmuz 2014 Salı

Kitap İncelemesi #16 (Koku)


         Koku 
Bir Katilin Öyküsü
 Patrick Süskind

     Can Yayınları
  Çeviren: Tevfik Turan
Özgün Adı: Das Parfum / Die Gesckichte eines Mörders
  #En Çok Satanlar
   249 Sayfa - Ciltsiz

        ★ ★ ★  ☆


'' İnsanlar kitap okuyordu. Hatta kadınlar bile. ''



KAPAK:

 Can Yayınları tarafından ilk kez 1987 yılında yayımlanan kitabın kapağında ölümden önceki son nefesini henüz vermiş, yeşil gözlerini hayata az önce yummuş, uzun kızıl saçları yataktan aşağıya doğru sarkan ve kusursuz beyaz teniyle etrafına ışık saçan Laure Richis resmedilmiş. Koku filminin orjinal afişinden alınmış bu etkileyici resim belki ilerleyen günlerde Can Yayınları'nın yeni kapak tasarımı sayesinde daha büyük ebatlarda okuyucuya sunulabilir. 




YAZAR HAKKINDA:

 İlk kitabı olan Koku ile tüm dünyada adından söz ettiren yazarın eserleri birçok dile çevrildi ve çok satanlardaki yerini daima korudu. Yapıtlarıyla hem edebiyat hem de sinema dünyasında büyük bir üne kavuşan yazar, yalnızlığı tercih eden yapısı nedeniyle kendisine verilen ödülleri bile reddetmiştir.Öyle ki Koku kitabı da bireyselliğe dönüş teması içermekte ve yazarın kişiliğinden izlerde taşımaktadır.




KONUSU:

 Jean-Baptiste Grenouille, koku özelliğinen yoksun biçimde, sayısız koku barındıran pazar yerinde, bir balıkçı tezgahının altında doğmuştu. Annesi diğer beş başarısız doğumunun aksine yaşıyor olan Grenouille'den mümkün olduğunca çabuk kurtulmak istemiş ancak bu girişimi kadının kellesinin uçurulmasıyla son bulmuştu. Belki de ondaki garipliği doğar doğmaz fark etmişti fakat dönemin Fransız kanunları yeni doğmuş yavrusunun ölümünü isteyecek kadar gaddar bir annenin yaşamına izin veremeyecek kadar katıydı. 
 Grenouille'e para karşılığı bakmakla yükümlü olan süt anne ondaki değişikliği fark ettiğinde doğruca soluğu Papaz Terrier'in evinde aldı ve bebeğe daha fazla bakamayacağını, onda farklı bir şeyler olduğunu, akranlarının gibi kokmadığını açık bir dille belirtti. Hatta bu işte şeytanın parmağının bulunduğunu bile öne sürdü ancak başta süt annenin söylediklerine kulak asmayan papaz çok geçmeden bu ne idüğü belirsiz yaratığı başından defetmek isteyecekti.
 Bu kez Papaz Terrier'in evine bir hayli uzakta yaşayan ve geçimini çocuk bakarak sağlayan bir kadına verilen Grenouille'ün şansı bu kez yaver gitmişti çünkü Bayan Galillard bir kaza sonucu koku alma duyusunu yitirmiş bu sebeple bebekteki tuhaflığı sezememişti. 
 Grenouille büyüdükçe çevresinde herkes ondan uzaklaşır oldu. Zaten insanlarla arası olmayan çocuk gittikçe içine kapandı. Onun bu dünyada ilgisini çeken tek bir şey vardı. Kokular... 
 Kokudan mahrum olmasına rağmen muhteşem bir buruna sahip olan Grenouille dünyadaki her kokuyu içine çekmek, onu zihninin derinliklerine hapsetmek istiyordu. Ve bu uğurda yapamayacağı hiçbir şey yoktu.




KİTAP HAKKINDA:

 Patrick Süskind'in eşsiz koku betimlemeleri ile bezeli, bir katilin katil olma sürecini anlatan bu kitap size koku alma duyusunun en az görme duyusu kadar güçlü olabileceğini kavratacak. Hatta kimi zaman daha fazla...
 Yer yer özel isimler ya da Fransızca tabirler okumanızı güçleştirse de, bitirdiğinizde kitapla ilgili duygularınız allak bullak olacak.
 Böylesine ilginç bir hikayeyi 249 sayfaya sığdırmayı başaran yazar, tahmin edilmesi güç bir finalle kitabı sonlandırıyor.


SONSÖZ:

 Bu enteresan hikayeyi beyaz perdede görmek istiyorsanız Dustin Hoffman'ın başrollerini paylaştığı aynı isimli filmi seyredebilirsiniz. 

                                                  Glorrry 


Koku Filminin Fragmanı




 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...