10 Eylül 2014 Çarşamba

Book Tag ♥ #6 (Circle of Books)

Circle of Books Tag
 Herkese merhaba. Bugün sizlerle yeni bir tag yazısı paylaşıyorum.

 Tag'imizin adı Circle of Books (Kitaplardan Çember).

 Siz de bu tag'e katılmak istiyorsanız tüm yapmanız gereken kitaplarınızdan bir çember oluşturmak.

 Beni bu tag'e Instagram üzerinden sevgili Gökçe (@flawlessight) davet etti ve ben de kitaplarla ilgili fikirlerimi kısaca sizlerle paylaşmak istedim. 

 Instagram Hesabıma Ulaşmak İçin Tıklayın

 Tag'e blogumda yazısını yazmış olduğum 13 kitapla katılmamın amacı ise siz değerli okurlarıma kitaplar hakkında daha fazla bilgi verebilmek.

 O halde hiç vakit kaybetmeden hep birlikte kitaplara göz atalım.



Hayvan Çiftliği - George Orwell

★ ★ ★  



 Beni uzun zamandır takip ediyorsanız George Orwell'ın kalemini ne denli beğendiğimi ve düzene karşı gelen bu kitabı her fırsatta önerdiğimi de biliyorsunuzdur.
 Öyle ki benim tavsiyelerim üzerine okuyan ve kitabı çok başarılı bulan insanların yorumlarını okudukça çok mutlu oluyorum.
 Hayvan Çiftliği benim bu sene boyunca okudum en müthiş kitap ve kesinlikle herkesin ölmeden önce okuması gerektiğine inanmaktayım.




Dönüşüm - Franz Kafka
   

 Kafka'nın bireysel ögeler bulunduran bu kısa romanını beğeniyle okudum.
 Her ne kadar Kafka kapakta böcek imgesinin yer almasını istemese de Can Yayınları'nın yeni tasarımlarını da sevdiğimi söylemeliyim.
 Kafka Dönüşüm adlı bu eserinde kliptogram olmadığını da iddia ediyor ancak var öyle değil mi?



 Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini
   

  Uçurtma Avcısı dostluğun, kardeşliğin, pişmanlığın romanı.
 Her ne kadar Khaled Hosseini'nin yanlı romancılık yaptığını düşünsem ve bundan rahatsızlık duysam da bu kitabın güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor.




Anne Frank'ın Hatıra Defteri - Anne Frank
 ★ ★ ★


 Anne Frank'ın Hatıra Defteri üzerinden yıllar geçse de hatırlayacağım kitaplardan.
 Masum, genç bir kızın azından yazılmış acı dolu hayat hikayesi...
 Ve Anne hayallerine klasikleşmiş bu günlükle ulaşır.




 Böğürtlen Kışı - Sarah Jio
                                    ★ ★

 Böğürtlen Kışı Instagram takipçilerimin önerisi ile aldığım ancak onların bahsettiği kadar etkileyici bulmadığım bir roman.
 Küçük Daniel'in ve annesinin acısını ne yazık ki yüreğimde hissedemedim.
 Siz de benim gibi hayal kırıklığına uğramak için bu akıcı romana büyük beklentilerle başlamamanızı öneririm.



      Bin Muhteşem Güneş - Khaled Hosseini

                            ★ ★ ★  

 Bin Muhteşem Güneş bu yıl okuduğum ve Hayvan Çiftliği'nden sonra en beğendiğim kitap.
 Gerek konusu gerekse yazarın konuyu ele alışındaki gerçekçiliği sayesinde favori kitaplarım arasındaki yerini aldı.
 Öyle ki kimi yerlerde o denli empati yaptım ki anlatıcının acılarını yaşadım ve bu kesinlikle Hosseini'nin başarısıdır.
 Uçurtma Avcısı'nı okumamış olsanız bile Bin Muhteşem Güneş'i en kısa zamanda okumalısınız.



 2054: Çıkış Yok - Teri Terry

                                      ★ ★ ★ 

 2054: Çıkış Yok üslubu açısından sizi başlarsa şaşırtsa da hikayenin içine girdikten sonra kolaylıkla okuyabileceğiniz ilginç bir konuya sahip olan distopik bir roman.




 Koku - Patrick Süskind 
★ ★ ★ 

 Koku yalnızca bu yıl değil kuşkusuz tüm yaşamımda okuduğum en ilginç konuya sahip olan kitap.
 Öyle ki kitabı okurken birçok kez yazarın hangi bilinçle bu tür bir roman yazdığını sorgulayıp durdum.
 Eğer filmi izleyip beğendiyseniz kitabı okumak için hiç zaman kaybetmeyin derim.



Karanlık Sular - Fiona Paul 

                                                 ★ ★

 Karanlık Sular, tarihi aşk ve polisiyeyi oldukça güzel bir biçimde harmanlayan kolay okunulur bir kitaptı. 
 Eğer siz de bu konulardan hoşlanıyorsanız bu kitaba bir bakmanızda fayda var.






 İlk Gün - Marc Levy
 ★   


 Marc Levy'nin İlk Gün'ü  yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen beklediğimden çok daha başarılıydı. 
 Ancak ne yazık ki kitabın devamı olan İlk Gece aynı etkiyi yaratamadı.
 Macera ve bilim içeren bir kitap arıyorsanız İlk Gün'ü önerebilirim.




 Hale - Alexandra Adornetto
 

 Birçok kişinin aksine, fantastik ögelerden çok aşk temasını barındıran bu kitabı genel hatlarıyla beğendiğimi söylemeliyim.
 Yazarın 18 yaşında olması nedeniyle bir takım eksiklikler bulunsa da okunulabilir.




 Sevgilimden Son Mektup - Jojo Moyes
  

 Senden Önce Ben kitabı ile beğenimi kazanan Jojo Moyes, Sevgilimden Son Mektup'ta da beni yanıltmadı.
 Özellikle bu kitapta konuyu işleyiş tekniğini çok sevdiğim yazarın, diğer kitaplarını da merak ediyorum.
 Senden Önce Ben ve Sevgilimden Son Mektup'u okumanızı tavsiye ederim.



 Olasılıksız - Adam Fawer

                                ★  

 Hakkında çok iyi yorumlar okuduğum Olasılıksız, yüksek beklentiler içinde olduğum için midir bilinmez beni bir parça da olsa hayal kırıklığına uğrattı.

 Öyle ki kimilerinin hayatını değiştirecek kadar başarılı olduğu iddia edilen romanı genel hatlarıyla okunulabilir bulmama rağmen, fazlasıyla ön planda tutulmaya çalışıldığını düşünüyorum.





 Benim Circle of Books Tag'i için seçmiş olduğum kitaplar bu şekildeydi. Umarım eğlenceli ve faydalı bir yazı olmuştur.



 Bu güzel etkinliğe ben de taze blogger arkadaşımı etiketliyorum. Up With The Book



 Bir sonraki yazımda görüşünceye dek kendinize iyi bakın ve sevgiyle kalın.


  

7 Eylül 2014 Pazar

Kitap İncelemesi #26 (Ölü Ozanlar Derneği) | Kitap Kardeşliği - Eylül |


  Ölü Ozanlar Derneği

Nancy H. Kleinbaum


  Bilge Kültür Sanat Yayınları

  Çeviren: Nuren Hatırnaz
 Özgün Adı: Dead Poets Society
       136 Sayfa - Ciltsiz


               ★ ☆ ☆ ☆ 


'' Kim ne derse desin sözcükler ve fikirler dünyayı değiştirebilecek güce sahiptir. ''

KAPAK:

 Bilge Kültür Sanat Yayınları tarafından yayımlanan kitabın kapağında, senaryosu Tom Schulman tarafından yazılan aynı isimli filmin afişi bulunmakta. Ayrıca kitabın ön yüzünde Özü Ozanlar Derneği ile özdeşleşmiş, geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz Robin Williams'ın da adı yer almakta.


YAZAR HAKKINDA:

 Amerikalı yazar ve aynı zamanda gazeteci olan Nancy Horowitz Kleinbaum, 1989 yılında yayımlanan ilk romanı Ölü Ozanlar Derneği sayesinde popülerliği yakaladı.
 Tom Schulman tarafından senaryosu yazılan kitabın filmi, birçok ödül toplarken En İyi Özgün Senaryo Ödülüne de layık görüldü.




KONUSU:

 Welton Akademisi, velilerin kendi hırsları uğruna öğrencilerin isteklerini hiçe sayan, yalnızca iyi bir kariyer için hayallerini göz ardı eden katı ve gelenekçi bir eğitim sistemi uyguluyordu. 
 Öyle ki bu sistemi doğru bulmayan öğrenciler cezalandırılıyor hatta okuldan atılıyordu.
 Tıpkı yarış atları gibi birbirleriyle daim bir mücadele içinde olan ve mutsuzluğa sürüklenen öğrencilerin hayatları, okula yeni gelen edebiyat öğretmeni Bay Keating tarafından biraz da olsa değişecekti.
 Ölü Ozanlar Derneği, Neil, Todd, Knox, Charlie ve Meeks'in yaşamına tutku dolu bir heyecan katacak, onları kimliklerini bulma konusunda başka diyarlara yönlendirecekti.

KİTAP HAKKINDA:

 ''Carpe Diem''

 Hayat ile çeşitli konularda mücadele ederken, ne sıklıkla içimizden geleni yapıyoruz?
 Çevremizdekilerin, arkadaşlarımızın ya da ailemizin bize uygun gördüğü yolda yürürken ne kadar mutluyuz?
 Ölü Ozanlar Derneği, size anı yaşamanızı ve tüm engellere rağmen hayallerinizin peşinden gitmenizi öğütleyecek.

SONSÖZ:

 Kitabı okumak yerine Robin Willims'ın birçok önemli eleştirmen tarafından övgü aldığı Ölü Ozanlar Derneği filmini de izleyebilirsiniz.


Ölü Ozanlar Derneği Filminin Fragmanı



 

4 Eylül 2014 Perşembe

Röportajlar #1 (Gülnaz Aksu'nun Benimle Yaptığı Röportaj)


 Herkese merhaba. Umarım gününüz güzel geçiyordur.

 Bugün sizlerle her zamankinden farklı olarak Sevgili Gülnaz Aksu'nun benimle yapmış olduğu röportajı paylaşıyorum.

 Ben soruları çok beğendim ve cevaplarken inanılmaz derecede eğlendim umarım siz de benim kadar zevk alırsınız.

 Hakkımda daha fazla bilgi edinmek ve sorulara verdiğim yanıtlarını öğrenmek için okumaya devam edin.


       Klasik soruyla başlayalım. Glorrry kimdir?

Glorrry, 20 yaşında, Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi, İzmir’de yaşıyor, ailesine, kitaplara ve hayvanlara düşkün biri.

      Glorrry Book isminin hikayesi var mı?

 Glorrry benim sözlükten rastgele bulduğum, anlamını çok beğendiğim ve uzun süredir kullandığım bir takma addı. Ancak zamanla öylesine benimsedim ki bir blog açmaya karar verdiğimde de bu ismi kullanmanın benim için daha uygun olacağını düşündüm. Bunun yanı sıra Glorrry birçok yönden benim gerçek adımla örtüşüyor.
 Gelelim blogumun ismine. Glorrry Books bir anda ortaya çıkan bir fikir çünkü Glorrry olarak bir blog açmak istediğimde ne yazık ki bu adın daha önce kullanıldığını fark ettim ve sonrasında Glorrry Books olarak kaldı. Ayrıca kulağa da kafiyeli geldiğini düşünüyorum bu akılda kalıcılığı açısından da ideal. Üstelik Görkemli Kitaplar şeklinde türkçeye çevrilebilir ve her kitap kendi içinde görkemlidir aslında.

        Blog serüvenin nasıl başladı ?

 Blog açma fikri bir anda ortaya çıktı ve blogumu açmadan önce bu tür uğraşlar içinde olan kişilerden haberdar değildim malesef.  Genellikle arkadaşlarımdan ya da kütüphaneden ödünç aldığım kitapları okuyan biriydim ta ki blog açana kadar. Hal böyle olunca yıllar önce okumuş olduğum ve beni çok da etkilemeyen bir kitap hakkında fazla şey hatırlamadığımı fark ettim. Sahip olmadığım kitaplarla ilgili düşüncelerimi bloga aktaracak ve bu sayede ilerleyen yıllarda aklıma takıldıklarında dönüp bakabilecektim ki yayınladığım ilk iki yazımdaki kitaplara da sahip değilim. Yazılarımı  herhangi bir defter yerine bu tür bir sosyal paylaşım sitesine eklememin sebebi ise uzun vadede daha kalıcı olmalarını sağlamaktı.

 Blogunun bir amacı/hedefi neler?

 Blogumu açarken bu işin bu denli yayılabileceğini ve insanların kitaplar hakkında fikirlerime bu kadar önem vereceklerini düşünmemiştim bu sebeple haliyle kendime bir hedef de koymadım. Şu an için ise hedefim daha fazla kitap okuyup insanlara daha fazla fikir vermek.

 Blogunda kısa dönemde veya uzun döneme yayarak gerçekleştirmek istediğin projelerin var mı?

Yakın zamanda blogumda bir çekiliş düzenlemeyi planlıyorum. Ayrıca ilerleyen zamanlarda takipçilerimle buluşup sohbet etmenin yanı sıra ‘’ Blind Date with a Book ‘’ etkinliğini yapmak çok isterim.

 Hedef kitlen gün geçtikçe artıyor. Özellikle de Instagramda bloguna göre daha fazla takipçin var. Bunun sebebi ne sence?

  Instagram hesabımda daha fazla takipçiye sahip olmamın sebebini, Instagramı daha aktif kullanıyor olmama ve bir çok insanın Google hesabına kıyasla Instagram hesaplarının olmasına bağlıyorum.

 Kitap yorumu yapan bir sürü kişi ve blog varken senin kısa zamanda bu kadar çok sevilmenin ve ilgi görmenin sebebini neye bağlıyorsun?

  Öncelikle elimden geldiğince bana yöneltilen tüm soruları cevaplamaya ve takipçilerimle daima iletişim halinde olmaya çalışıyorum. Bunun dışında diğer birçok kitap bloguna oranla okuduğum tüm kitapların incelemelerini yapıyorum. Üstelik inceleme yaparken mümkün olduğunca titiz davranmaya özen gösteriyorum. İnsanlar blogumu ziyaret ettiklerinde yalnızca benim düşüncelerimi değil, yazarla ilgili çeşitli bilgiler ve kitabın konusunu bulmanın yanı sıra o türde okuyabilecekleri başka kitaplar ile seyredebilecekleri filmleri de keşfedebiliyorlar.

 Yazdığın kitap yorumları için geliştirdiğin bir yöntem, izlediğin bir yol var mı?

  Blog yazılarımı beliri bir düzene göre yazıyorum. İlk önce kitap hakkında bir künye oluşturuyor sonrasında ise kitabın kapak tasarımı , yazarı ve konusu hakkında bilgi vermeye çalışıyorum. Konusunu yazarken münkün olduğunca merak uyandırıcı olmasına ancak spoiler içermemesine dikkat ediyorum. Yazımı sonlandırırken çoğunlukla bu konudaki kitap ve film önerilerimi de takipçilerimle paylaşıyorum.

  Postlarını hazırlarken en çok nelere dikkat ediyorsun?

 Her ne kadar spoiler’dan rahatsız olmayan biri olsam da yazılarımın spoiler içermemesine dikkat ediyorum. Bunun yanı sıra eksikleri olduğunu düşündüğüm bir kitabı incelerken bunu belirtiyor ancak başka okurların kitaptan soğumasına engel olmaya çalışıyorum. Sonuç olarak beni etkilemeyen bir kitap bir başkasının hayatını değiştirebilir.

Yorumlarken okurken not alanlardan mısın yoksa okumayı bitirdikten sonra spontane yazanlardan mı?

 Kitabın kapağını kapattıktan sonra hemen bilgisayarımın başına geçip o an ne düşünüyorsam yazmaya başlıyorum. Okurken not almıyorum fakat çok beğendiğim sözleri Twitter hesabımdan paylaşabiliyorum.

 Kitap okumak güzeldir. Ama çok fazla vakit ister. Ben de öğrenciyken kitap okumaya çok fazla zaman ayırabiliyordum fakat şimdi çalışırken buna pek vaktim olmuyor. Bir ayda Maximum 2 kitap okuyorum tabi o da çok çok boş vakit bulmuşsam. Sen bu kadar kitabı hayatına nasıl sığdırıyorsun? Başka bir işin,hobin yok mu?

 Kesinlikle kitap okumak zaman istiyor ancak daha fazla zaman alan şey kitabı yorumlamak. Aslında çok fazla kitap okuduğumu söyleyemem hatta çoğu insana göre az bile kitap okuyorum. Bu genellikle yavaş okumamdan kaynaklanıyor, kitabın ruhuma işlemesini istiyorum. Bunun dışında uzun süredir televizyon izlemiyorum, televizyon izlemek için ayıracağım zamanı kitaplarımla birlikte geçiriyorum.

 Şu ana kadar okuduğun kitaplardan en çok hangisi seni etkiledi? Neden?


 Buna tek bir cevap nasıl verebilirim bilmiyorum ama minimum tutmaya çalışayım.
  Elif Şafak’ın Aşk kitabını lisedeyken okuyup hayran kalmıştım. Birçok kişi kitabı ve yazarı acımasızca eleştirse de benim favori kitaplarımdandır. Gerek konusu gerekse yazarın kullandığı teknik beni büyülemişti. Üzerinden 5 yıl geçmiş olmasına rağmen beni en çok etkileyen kitaplar arasındaki yerini hâlâ korur. Sonraları Elif Şafak’ın İskender ile Baba ve Piç kitaplarını da okudum ve yazarın hayattaki duruşunu kendime yakın hissettiğimi fark ettim ancak diğer kitapları beni Aşk kadar etkilemedi.
 Bu yıl okuduğum ve çok sevdiğim George Orwell’ın Hayvan Çiftliği’nden de yeri gelmişken söz etmek isterim. Beni takip edenler her fırsatta bu kitabı önerdiğimi bilirler. Okumaktan en çok zevk aldığım türler arasında distopyalar var. Belki de içimdeki sisteme karşı gelme dürtüsünü distopya kitapları okuyarak bastırıyorum. Hayvan Çiftliği bu yıl okuduğum ve neden bu kadar geç kaldım dedirten, sonu facia ile biten bir peri masalı. Orwell’ın uslübu ve konuyu işleyiş biçimine kelimenin tam anlamıyla bayıldım.

 Bazı kitap bloggerları kitabın arka kapağını kopyala-yapıştır yapınca kitabı yorumladıklarını sanıyorlar ve bunlardan oldukça da artmaya başladı. Bu konuda ne düşünüyorsun?

 Herkesin kendi tarzı var ancak ben kullandığım her kelimenin bana ait olma fikrini seviyorum. Kitapçıya gittiğinizde kitabın arka kapağını okuyarak daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz elbette fakat ben kendi cümlelerimi yazıya dökerek içimdeki yazma istediğini bir nebze de olsa gideriyorum.
 Tabi bu oldukça emek isteyen bir iş, üstelik bir de hislerinizi doğru aktarmaya ve seçtiğiniz her sözcüğe dikkat etmeye uğraşıyorsanız bazen saatlerinizi alabiliyor.

 Senin takip ettiğin bloggerlar kimler?

 Mümkün olduğunca bu işi severek yapan tüm bloggerları takip etmeye çalışıyorum ancak  sanırım hepsinin adını burada sayamayacağım.

 En çok hangi tür kitaplar okumayı seviyorsun?

 Roman okumayı seviyorum. Ne yazık ki şiirlere aram çok iyi değil. Genellikle bana bir şeyler katan ve bakış açımı geliştiren kitaplar okumayı seviyorum. Bunun yanı sıra iyi yazılmış dram kitaplarına da hayır demem. Fantastik kitaplar arasında ise en sevdiğim tür şüphesiz distopyalar.

 Günümüz kitap yazarlarını ve kitap kalitesini nasıl buluyorsun?

 Şu sıralar ‘’aşk ‘’ kitapları oldukça revaçta. Elbette size derinden etkileyen göz yaşlarına boğulmanızı sağlayanlardan bahsetmiyorum. Hani şu her sayfada birkaç satırlık abartılı sözler bulunanlardan söz ediyorum. Bütün bunlar bana samimi gelmiyor ve bu tür kitaplar okumayı da sevmiyorum.
 Bunun dışında ‘’dizüstü ‘’ edebiyatın birçok kişiye okuma alışkanlığı kazandırdığı kanısındayım.

 Kitap seçmeden önce küçük bir araştırma yapıyor musun veya başka bloggerların yazılarını okuyor musun?

 Popüler olan ve konusu hoşuma giden kitapları, haklarında fikir sahibi olabilmek adına okuyorum. Ayrıca kimi zaman hiç bilinmedik bir yazarın duyulmadık bir kitabını da satın alıp çok beğenebiliyorum.

Bu da bloggerlara özel köşem; 
Hadi seni biraz daha yakından tanıyalım. Ne dersin?

• Favori rengin?

 Krem

•En sevdiğin gün?

Perşembe

•Şu sıralar modunu en çok yansıtan şarkı?

California Dreamin’



•En rahat olduğum yer?

Evim

•En sık gittiğin mekan?

İzmir Karşıyaka’daki birçok mekanı seviyorum.

•Yaz mı,kış mı?

İlkbahar? 

•En sevdiğin yemek?

Hamburger, Midye dolma, Kokoreç, Kumpir, Çiğ Köfte vb

Not: Yemek sayılmaz ama haşlanmış mısıra bayılırım.

•Düzenli olarak takip ettiğin blog var mı?

Kitap bloglarının büyük bir çoğunluğu

•Senden dizi ve film önerisi istesem?

Dizi: Kesinlikle Seinfeld
Film: Seçemeyeceğim kadar çok var.

•Olmazsa olmazın?

Ailem

•En son okuduğun kitap?

Paulo Coelho - Simyacı

•Kullanmaktan,almaktan asla vazgeçemem dediğin bir eşya,nesne?

Bilgisayar

  Geldik röportajın sonuna.. Benim sormayı unuttuğum,senin bahsetmek istediğin bir şey var mı ?

  Öncelikle bu güzel sorular için sana çok ama çok teşekkür etmek istiyorum. Öylesine güzel hazırlanmışlardı ki kendimi yeterince ifade edebilme imkanı bulabildim. Bunun dışında röportajımızı okuyan ve beni severek takip eden herkese de sonsuz teşekkürler.

Herşey için teşekkürler Glorrry :)

Gülnaz'ın Blogunu Ziyaret Etmek İçin Tıklayın

 

1 Eylül 2014 Pazartesi

.Çekiliş #3 (Düz Yazı Yayınevi Sponsorluğunda)

Çekiliş Tarihi
1-14 Eylül
Kapandı


 Herkese merhaba bugün sizlerle yeni bir çekiliş yazısı paylaşıyorum.

 Instagram profilimde düzenlediğim ikinci çekiliş sona erdi ve ben bir öncekinde olduğu gibi yine çok eğlendim.

 Çekilişi ne yazık ki yalnızca bir kişi kazandı ve yayınevleri sponsorluğunda bir çekiliş yapmayı umarken imdadıma Düzyazı Yayınevi yetişti.

 Bundan birkaç gün önce Düz Yazı Yayınevi ekibinden Sayın Yusuf Gürer benimle iletişime geçip çok güzel kitaplar yollarken siz değerli takipçilerimi de ihmal etmeyerek böyle bir çekilişin sponsorluğunu üstlenebileceklerini söylediklerinde inanılmaz derecede mutlu oldum. 

 Başta Yusuf Gürer olmak üzere Düz Yazı Yayınevi'ne bu denli gönlü bol oldukları için çok teşekkür ederim.

 Çekilişte hediye edeceğimiz kitap ise Elif Güçlüten'in Düz Yazı Yayınevi tarafından gelirinin bir kısmını Memeder'e (Meme Sağlığı Derneği) bağışlanan Günebakan adlı romanı.

'' Herkeste olmayan öyle çok şeye sahipti ki... Parası, karizması, iyi bir işi, tek gecelik ilişkileri... Özenilecek bir hayata sahipti Behiç Buğra Ferruhoğlu. Bir de kansere... Herkeste olmayan cinsten... Artık her şey geride kalmıştı. Tek göğsüne sığdırdığı büyük aşkı Füruzan için yaşamalıydı. ''  ( Arka Kapaktan) 

 Daha önce Günebakan'a Instagram'da birkaç kez denk gelmiş ancak satın alma fırsatı bulamamıştım. Bu kez bu güzel kitap aranızdan tam 10 kişiye gidecek.

 Instagram üzerinden 6, Blogger üzerinden 4 talihli bu güzel romanı okuma fırsatı edinecek.

 Çekilişe hem Instagram hem de Blogger'dan katılabilirsiniz böylelikle kazanma şansınız artacaktır.

 Gelelim çekiliş şartlarına:

Instagram'dan katılmak için;

- Instagram hesabımı TAKİP ediyor olmanız ve paylaştığım çekiliş fotoğrafının altına KATILDIM diye yorum yapmanız yeterli olacaktır.

Not: Gizli profillerin çekiliş sonlanana kadar hesaplarını açık tutmaları önemle duyurulur.


Blogger'dan katılmak için:

- Blog'umu herkese açık bir biçimde TAKİP ediyor olmanız ve bu postun altına KATILDIM yazmanızın yanı sıra size ulaşabileceğim bir MAIL adresi eklerseniz sevinirim.

 Düz Yazı Yayınevi sponsorluğunda düzenlediğimiz çekiliş 1 Eylül'de başlayıp 14 Eylül'de sona erecek ve 15 Eylül'de açıklanacak. 

 Instagram talihlileri yayınlayacağım bir video ile duyurulurken Blogger kazananları yorumla duyurulacak.

 Düz Yazı Yayınevi'ne bir kez daha teşekkür ederken hepinize bol şans diliyorum.





 Çekiliş an itibariyle sonuçlandı.
 İlk kez kura yöntemiyle kazanları belirlediğim için oldukça heyecanladım.
 Bu çekilişte de diğerlerinde olduğu gibi kitabı okuyup beğenecek birilerine gitmesi dileğiyle kazananları belirledim.





 Çekilişe toplamda 21 kişi katıldı ve şanslı 4 kişi Günebakan'ı okumaya hak kazandı.
 Kazanamayanlar için ufak bir hatırlatma;
 Çok yakında yine 10 kişinin kazanacağı bir çekilişle karşınızda olacağım.




 Ve kazananlar :

1) İrem E.
2)bişeysorucam
3) İpek Yüce
4) Zeynep Ebrar Yenice

 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...