100 Temel Eser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
100 Temel Eser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2014 Salı

Kitap İncelemesi #13 (Sol Ayağım)


    Sol Ayağım
  Christy Brown

       Nemesis Kitap
  Çeviri: Filiz Kahraman
Özgün Adı: My Left Foot
     #100 Temel Eser
    189 Sayfa - Ciltsiz

        ★ ★ ★ ☆ ☆


Bir başarı öyküsü...


KAPAK:

 Nemesis Kitap tarafından yayımlanan bu kitabın kapak tasarımını her ne kadar beğensem de öyküyle özdeşleştiremediğimi söylemeliyim.




YAZAR HAKKINDA:

 Christy Brown, beyin felci ile dünyaya gelen, bunun sonucunda hareket ve konuşma yeteneklerinden yoksun şekilde büyümek zorunda kalan 23 çocuklu bir ailenin, hayatta kalan 13 çocuğundan biriydi. Christy'nin bu dönemdeki en büyük yardımcısı ise onun düzeleceğine kuşkusuz inanan annesiydi. Doktorların iç karartıcı konuşmalarına rağmen Bayan Brown umudunu asla yitirmedi ve ''farklı'' oğluna her daim destek oldu. Bu sebeptendir ki Christy kitabı annesine ithaf etmiştir. 
 Christy Brown, kendi hikayesini yazmaya karar verdiğinde bir gün bu denli büyük yankılar uyandıracağından habersizdi. İlk denemeleri başarılı ancak kullandığı ağdalı dil sebebiyle oldukça zor anlaşılırdı. Zamanla ve elbette Dr. Collis'in yardımlarıyla bu akıcı ve dokunaklı kitabın temelleri atıldı.



KONUSU:


 Christy dünyayla bağlantısını sol ayağı ile kuruyordu. 4 yaşındayken sol ayağını kullanarak ilk harfini yazmıştı. Zamanla kendini bu sayede daha iyi ifade etmeye başlamış, ancak elbette bu konuşabilmek kadar etkili olamamıştı. Christy farklı olduğunu ilk kez 10 yaşında anladı. Artık kardeşleriyle dışarı çıkamıyor onları oyun oynarken seyretmekle yetiniyordu. Kendini işe yaramaz bir yaratık olarak gördüğü dönemde boyalara sığındı. Resim yapmak onun yegane uğraşıydı. Daha sonraları bu uğraş kendini kanıtlama çabasına dönüşmüştü. Çevresindeki insanlar onu bir mucize olarak değerlendiriyordu. Oysa o ''normal'' olabilmeyi bu mucizeye tercih ederdi. 
 Gitgide daha da içine kapanıyordu. Bütün zamanını tek başına resim yaparak geçiriyordu. Bu kafasını meşgul etmesi açısından iyi bir gelişmeydi ancak kendini insanlardan dışlaması her şeyi daha da zorlaştırıyordu. 
 Sonraları renkler yetmez oldu. Christy içindeki duyguları tam anlamıyla nasıl yansıtacağını bilmiyordu. Çok geçmeden aklına bir fikir geldi. Yazacaktı. Ama nasıl? Tedavi süresince sol ayağını kullanmamaya söz vermişti. O halde kardeşi ona yardım etmek zorunda kalacaktı. 
 Christy söylüyor kardeşi yazıyordu. Kendi hikayesini anlatıyordu. Çünkü başka türlü içindeki bu duygu karmaşasını durduramazdı. Ve çok geçmeden dünyaya adını duyuracaktı.


KİTAP HAKKINDA:

 Christy Brown sık sık böyle olmasaydı ne olurdu diye düşünüyordu. Ve kendi kendine neden ben diyordu. Neden ben ''farklı'' olmak zorundayım.
 Aslında cevabı yazdığı kitapta saklı. Eğer böyle olmasaydı Christy Brown diğer tüm erkek kardeşleri gibi babasının izinden yürüyecek ve duvar örme işçisi olacaktı. Duvar örme işinden hiç anlamıyordu. O sanatçı ruhuna ve yeteneğine sahipti. 
 Neden ben? Neden Christy Brown? Çünkü ancak o böyle bir kitapla binlerce insana umut ışığı olabilir ve onlara başarabileceklerini anlatabilirdi. 
 Bu kitap size ne olursa olsun pes etmeyin diyor. Savaşın. Gerekirse düşün, yaralanın ama yine de savaşın. Çünkü ancak bu sayede başarabilirsiniz. 

SONSÖZ:

 Meb onaylı 100 temel eser arasında yer alan bu kitabı büyük küçük herkes okumalı. Eğer kitabı okuduysanız 1989 yapımı Sol Ayağım filmini de izleyebilirsiniz.



Sol Ayağım Filminin Fragmanı



27 Mart 2014 Perşembe

Kitap İncelemesi #3 ( Kuyucaklı Yusuf )



  Kuyucaklı Yusuf 
   Sabahattin Ali 

           Yapı Kredi Yayınları  
      #100 Temel Eserden Biri 
             220 Sayfa - Ciltsiz 
              ★ ★ ★ ☆ ☆


 5 yıl önce satın aldığım bu kıymetli eseri okumak bu günlere kısmetmiş...


  KAPAK:

Yapı kredi yayınları sayesinde bize ulaşan bu roman gerek yeşil alt tonlu kapağı gerekse Sabahattin Ali'nin fotoğrafının iliştirilmiş olan tasarımıyla dikkat çekici. Aynı dizayn aynı yayınevinin çıkarmış olduğu Sabahattin Ali'nin diğer kitaplarında da mevcut. Ve buna ek olarak ön kapakla benzer nitelikleri taşıyan kitap ayracı da kitabı satın aldığınızda size ait olmuş olacak. Ayrıca kitabın arka yüzünde ise son sayfalardan seçilmiş bir paragraf bulunmakta. 


  YAZAR HAKKINDA: 

 Şüphesiz Sabahattin Ali Türk edebiyatının önde yazarlarından biri ve bu eserlerinde kolaylıkla anlaşılmakta. Seçmiş olduğu konunun yanı sıra kendine has üslubu ve samimiyetiyle okuyucuyu kendine bağlamakta oldukça başarılı. 1930'lu yıllarda yazılmış bu kitap günümüzde de geçerliliğini sürdürüyor. Bunun yanı sıra okuduğunuz kitapta Sabahattin Ali'nin yaşamına dair kesitler de bulmak mümkün. Yer yer artık Türkçe'de kullanılmayan ve gözünüzün alışık olmadığı kelimelere rastlasanız bile bu sizi metinden bir saniye bile alıkoymuyor.

 

 KONUSU:

 Yusuf, henüz 9 yaşında iken anne ve babasını eşkıyalar tarafından Kuyucak köyüne yapılan baskında kaybeden, masum bir çocuktu. Bu baskında yalnız anne babasını değil çocukluğunu da yitirmişti. Aynı zaman da eşkıyalara kafa tutacak kadar cesur ve anne babasının ölümünü sakinlikle karşılayacak kadar şoğuk kanlıydı. Bu kafa tutuş sırasında sağ elinin baş parmağını kaybetmişti ki bu ileride önemli bir soruna yol açacaktı. 
 Kaymakam Salahâttin Bey tarafından evlat edilen Yusuf, yeni hayatına alışmakta güçlük çekiyordu. Onun bu zor günlerinde yüzünü güldüren tek şey ise Salâhattin Bey'in küçük kızı Muazzez'di. Salâhattin Bey, Yusuf'u kendi oğlundan farklı görmüyordu. Buna karşın Salâhattin Bey'in eşi Şahinde Hanım, başlarda kocasının bir sokak piçini eve getirip beslemesine karşı çıksa da zamanla o da Yusuf'un varlığına alışır olmuştu. 
 Yıllar süratle akıp geçmişti. Yalnızlık ise Yusuf'un peşini bırakmıyordu. Kuyucak'tan uzakta ki bu yere kendini bir türlü ait hissedemiyordu. Okula devam etmeyi manasız görmüş, kendisine uygun bir iş bulamamıştı. Bu süre zarfında ise büyüyüp serpilen Muazzez'in kalbi Yusuf için atmaya başlamıştı. Peki kolu komşu bu işe ne derdi? Muazzez ve Yusuf'un aşkı daimi olabilecek miydi?



  KİTAP HAKKINDA: 

  Birçok kişinin düşündüğü üzere Kuyucaklı Yusuf'un Türk edebiyatının en romantik karakteri olduğu fikrine katılmam pek mümkün değil. Benim fikrime göre Sabahattin Ali bu eserinde sizin deli gibi ağlamanızı, kahkahalara boğulmanızı ya da karakterlere aşık olmanızı beklemiyor. Sizi o dönemde yaşananlara bir parça da olsa ortak etmeye çalışıyor. Hapishane yıllarında ilhamı yakalayan yazar bir zamanlar yaşadığı yerlerde sizi ufak bir gezintiye çıkarıyor. Bu kitap kütüphanenizde mutlaka bulunmalı.



  SON SÖZ:

 MEB tarafından onaylanan ve 100 temel eserden biri sayılan bu eseri kendi edebiyatımızı yakından tanımak adına herkesin okumasını öneririm.
 Eğer kitabı beğendiyseniz şu sıralar en çok satanlarda yer alan Kürk Mantolu Madonna'yı okumanızı da tavsiye ederim.  

Kürk Mantolu Madonna Yazımı Okumak İçin Tıklayın

              
 
  
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...