Modern Klasikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Modern Klasikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2017 Pazar

Bilinmeyen Adanın Öyküsü - Jose Saramago | Kitap İncelemesi *103

Bilinmeyen Adanın Öyküsü
Jose Saramago

Kırmızı Kedi Yayınları
Çeviren: Emrah İmre
Özgün Adı: O Conto da Ilha Desconhecida
58 Sayfa - Ciltsiz

★ ★ ★ ☆ 


KAPAK:

 Kırmızı Kedi Yayınları'ndan çıkan kitabın kapağında, kitabın içinde de yer alan Birol Bayram'ın desenlerinden biri bulunmakta.

YAZAR HAKKINDA:

 1998 Nobel Edebiyat Ödüllü'nün sahibi olan Portekiz asıllı yazar Jose Saramago, yarattığı kurgular sebebiyle birçok ülkede satış rekorları kitaplara imza atmış olsa da din hakkındaki görüşleri sebebiyle tepki görmüş hatta eserleri Portekiz Hükümeti tarafından sansürlenince çareyi Kanarya Adaları'na taşınmakta bulmuş ve yaşamını orada devam ettirmiştir.
 Ülkemizde de çok beğenilen, aynı zamanda kendine has düz yazı tekniği sebebiyle anlam karmaşasına sebep olduğu gerekçesinden ötürü biraz ön yargıyla yaklaşılan eserleri Kırmızı Kedi Yayınları tarafından okurlarla buluşturulmuştur.



KONUSU:

 Bir gün bir adam, armağan kapısıyla ilgilenmekten dilek kapısına vakit ayıramayan bencil Kral'dan bir istekte bulunur. O kapısını çaldı diye Kral'ın yerinden kalkacak hali yok ya üstten aşağıya emri iletilir. Bu emir zincirdeki son halka temizlikçi kadınınsa kapıyı aralamaktan başka çaresi kalmaz. 
 Kadın kapıyı açar açmasına ancak adam Kral'la görüşmek istediğini söyler. Daha önce böyle bir istekle karşılaşmamış olan kadın ise adamın cesaretine hayranlık duyar. Kral'a bu isteği iletmek de, kabul etmesini beklemek de öyle kolay olmaz. Adam 3 gün 3 gece sıcak soğuk yağmur çamur demeden kapının önünden ayrılmaz bunun üzerine Kral da kendi çıkarlarını göz önünde bulundurarak ne istediğini ve niyetini sorar.
 Bir tekne istemektedir adam. Bilinmeyen adayı bulmak için sağlam bir tekne... Bilinmeyen ada da neresi? der hayretle Kral. Adamın yanıtı ise gecikmez. Biliyor olsaydım ismi bilinmeyen ada olmazdı. 

KİTAP HAKKINDA:

 Bilinmeyen adaın, aşkın öyküsü...
Jose Saramago'dan daha önce Körlük kitabını okumuş ve çok sevmiş biri olarak Bilinmeyen Adanın Öyküsü'ne de beklentilerle başladığımı itiraf etmeliyim ancak beklentilerim kitabın distopik özelliğinin daha yoğun olduğu yönündeydi ve içinde aşk bulmak beni hem şaşırttı hem de sevindirdi. Kitapla ilgili tek sevmediğim şey ise çok ama çok kısa oluşuydu. Bitirdiğimde keşke daha uzun bir öykü olsaydı da Saramago'nun kurgusunu daha fazla okuyabilseydik dedim.

SONSÖZ:

 Bilinmeyen Adanın Öyküsü, Jose Saramago okumaya başlamak için güzel bir tercih olabilir.


Tüm Hakları Saklıdır.

29 Kasım 2016 Salı

Genç Bir Doktorun Anıları - Mihail Bulgakov | Kitap İncelemesi *101

Genç Bir Doktorun Anıları
Mihail Bulgakov

İş Kültür Yayınları
Çeviren: Tuğba Bolat
Özgün Adı: Zapiski Yunogo Vraça
157 Sayfa - Ciltsiz

★ ★ ★ ★ 

Leopold Leopoldovich'e...

KAPAK:

 İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan kitabın kapağında Moskova'nın dondurucu soğuğunda ne yapacağını bilemez halde yürüyen genç doktorumuz bulunmakta.


(Dizi Afişi)

YAZAR HAKKINDA:

 Asıl mesleği hekimlik olan Mihail Afanasyeviç Bulgakov, önceleri gazeteciliğe el atsa da 1925'te yayımladığı Beyaz Muhafız ile yazarlıkta karar kıldı. Yine 1925'te yazdığı en önemli eserlerinden biri olan Köpek Kalbi'nin yayımlanması fiilen yasaklanırken 1930'a doğru tüm yazılarına aynı yasak getirildi. Bunun üzerine ülkeden göç etmek isteyen Bulgakov'un isteği Stalin tarafından geri çevrildi. Köpek Kalbi, 1940'da böbrek yetmezliğinden Moskova'da yaşamını yitiren yazarın ölümden neredeyse 50 yıl sonra ancak 1987'de Sosyetler Birliği'nde yayımlanabildi. Yarı otobiyografik bir roman olan ve kendi yaşamından da kesitler içeren Genç Bir Doktorun Anıları ise okurları tarafından çok beğenilmesinin yanı sıra PlayHouse tarafından diziye bile uyarlandı.

KONUSU:

"Uzaklarda bir yerlerde hayat fırtınalı bir şekilde, hızla devam ediyor; fakat benimse yalnızca pencereme vuran, tıkırdatan ve sonra da hiç fark ettirmeden sessiz kar tanelerine dönüşen yağmur damlalarım vardı."

 Tıp Fakültesi'nden en iyi dereceyle mezun olduktan sonra Moskova'nın kuş uçmaz kervan geçmez bir köyünde çalışmak üzere görevlendirilen genç doktor Bomgard, 24 saatlik yolculuğun ardından soğuk bir akşamda hastaneye adımını attığında, aklında cevaplanması gereken onlarca soru vardı. Boğulmuş fıtığı nasıl tedavi edecekti? Ters doğumda neler yapılmalıydı? Frengiye ne iyi gelirdi? Ve her şeyden önemlisi böyle hastalarla karşılaştığında ne yapacaktı?
 Yaşı itibariyle hastane çalışanlarının başta çok ciddiye almadığı, hastaların ise bilgisine hiç mi hiç güvenmediği doktorun bilge hekim Leopold Leopoldovich'in yerine atanması şanssızlıktı ancak buna karşın tüm derslerden tam not almış doktorun pes etmeye niyeti yoktu. Geceleri durmadan tıp kitapları karıştırıyor, tam uykuya daldığı sırada şiddetle çalan kapı yüzünden uyanıyor ve kendini hastanede buluyordu. 

 Bomgard'ın hastaların sayısı gün geçtikçe artıyor buna bağlı olarak tecrübesiz doktor kimi zaman sakallarını tıraş edecek vakti bile bulamıyordu. Bir süre sonra da bu beyhude uğraştan vazgeçip daha seyrek yıkanmaya başlamıştı. Devrimin patlak verdiği aynı tarihlerde Moskova'dan uzak bir köyde işte böyle trajikomik bir yaşam sürüyordu.



KİTAP HAKKINDA:

 Bulgakov'u, bir köpeğin çeşitli operasyonlar sonucunda insana dönüşme sürecini anlattığı hiciv türündeki kitabı Köpek Kalbi sayesinde tanımıştım ki kitap 2015'te okuduğum en iyi 15 kitap arasına girmeyi de başarmıştı. Geçtiğimiz aylarda ise A Young Doctor's Notebook adlı mini diziye denk gelmiş ve hikayenin Bulgakov'un bu eşsiz eserine dayandığını öğrenince izlemek istemiştim. Başrollerinde John Hamm ve Daniel Radcliff'in oynadığı diziye kelimenin tam anlamıyla bayıldım. Oyunculuğun dışında Bulgakov'un mizahi dilini yansıtma biçimlerini ve dönemine uygun olarak seçilen müzikleri çok başarılı buldum. Diziyi bu kadar beğenince kitabı okumak da şart oldu haliyle ve ilk siparişimde sepete ekledim.
 Kitabın adı her ne kadar Genç Bir Doktorun Anıları olsa da biz esasen yaşları birbirine oldukça yakın üç doktorun 1917'deki maceralarını, korkularını, hayal kırıklıklarını ve mücadelelerini okuyor, onlarla uykusuz kalıp, acı çekip, ameliyatlara girip, ter döküyoruz. Bulgakov'un muhteşem üslubu ve gerçekçiliği sayesinde kitabı okurken edebi anlamda doyuyor ve hayatın teoriden ibaret olmadığını kimi zaman bir şeyleri yaşayarak öğrenmenin insanı daha fazla geliştirdiğine tanık oluyoruz.

SONSÖZ:

 Ben kitabı çok severek okudum ve benim zevkime güveniyorsanız okumanızı da şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca dizisini de henüz izlemediyseniz bence çok şey kaçırıyorsunuz.

                    Dizinin Fragmanını İzlemek İçin Tıklayın


Tüm Hakları Saklıdır.

4 Ekim 2016 Salı

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig | Kitap İncelemesi *94

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Stefan Zweig

İş Kültür Yayınları
Çeviren: Ahmet Cemal
Özgün Adı: Brief Einer Unbekannten
55 Sayfa - Ciltsiz

★ ★ ★  

"Ve insanların arasında yalnız kalmaktan daha korkunç bir şey yoktur."

KAPAK:

 Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan kitabın kapağında acısını, sevdiği adama içini dökerek azaltmaya çalışan bir kadın resmedilmiş.


YAZAR HAKKINDA:

 1881'de Viyana'da dünyaya gelen Yahudi asıllı Stefan Zweig, çocukluğundan beri daima edebiyata ilgi duydu.
 Şiirden, biyografiye kadar birçok türde eser veren ve kaleme aldıklarıyla adından sıkça söz ettiren Zweig, son dönemlerde Avrupa'nın gidişatından tedirgin olmaya başlamış, politik olarak ikilemde kalmış, kendi geleceğinden de emin olamamıştır.
 Öyle ki Reichstag yangınından kısa süre sonra konuştuğu yardımcısına, kitaplarının artık Almanya'da yayımlanabileceğinden kuşku duyduğunu söyler ve çok geçmeden eserleri 10 Mayıs 1933'te yakılanlar arasındaki yerini alır.
 Bu olaylar üzerine karamsarlığa kapılan yazar 1942'de eşi Lotte ile birlikte yaşamına son vermeye karar verir ve yatağında hayata gözlerini yumar.


KONUSU:


 Oğlunu kaybettikten hemen sonra kurtuluşu, çok sevdiği, yıllardır içinde gizlediği, her şeyiyle ait olduğu ancak buna rağmen onu asla tanımayan adama mektup yazmakta bulan kadın titreyen elleriyle bir bir sıraladı kelimeleri.
 Ona her şeyi -onu gördüğü andan bu güne kadar yaşadığı her şeyi- anlatmak istedi fakat önündeki sayfalar buna yetmezdi. 
 Mum ışığında anılarını tazeledi. Pişman değildi. Eline bir fırsat daha geçse yine aynı şeyleri yapacağından emindi. 
 Taptığı adam kim bilir bunları okurken ne düşünecekti. Mektubun o öldükten sonra eline geçecek olması tek sevinciydi.

KİTAP HAKKINDA:

 Zweig'tan ilk olarak Satranç kitabını okumuştum ve yazarın yaşamını bilmeyen biri bile eminim ki veda niteliğinde olan kitaptaki karamsarlığı hemen kavrayacaktır.
 Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ise yine umutsuzluğu konu alırken Satranç'tan oldukça farklı bir anlatım içeriyor. 
 55 sayfalık kitaba, hüzünlü ancak bir o kadar da tutkulu bir aşkı sığdırmayı başaran yazar, platonik aşkın pençesine düşmüş bir kadının duygularına bizi yakından tanık etmekle kalmıyor aynı zamanda hikayeye kendinizi kaptırmanızı da sağlıyor.
 Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu diliniz damağınız kurumuşken içtiğiniz bir bardak soğuk suya benzetmek mümkün. Susuzluğunuzu gidermeye yetmese de tatmin edici...

SONSÖZ:

 Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu okumanızı kesinlikle öneririm.


Tüm Hakları Saklıdır.

23 Kasım 2015 Pazartesi

Otomatik Portakal - Anthony Burgess | Kitap İncelemesi *78

Otomatik Portakal
Anthony Burgess

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviren: Dost Körpe 
Özgün Adı: A Clockwork Orange
#Modern Klasikler
168 Sayfa - Ciltsiz

  ★  ★    ☆


KAPAK:

 Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan kitabın kapağında, bir sonraki illegal işlerini planlayarak yürüyen Alex ve arkadaşları bulunmakta.



YAZAR HAKKINDA:

 Daha çok Otomatik Portakal kitabıyla bilinen Anthony Burgess (John Burgess Wilson), doktorların 1959 yılında beyninde teşhis ettikleri tedavi edilemez tümöre ve ona biçilen bir yıldan az ömre aldırmayarak geçimini sağlayabilmek adına yazmaya devam etti. Sonradan teşhisin yanlış olduğu anlaşıldığındaysa dünyaca ünlü bir yazar olmuştu.
 Bunun yanı sıra Otomatik Portakal 1971'de Stanley Kubrick tarafından sinemaya uyarlanmış ve izleyiciler tarafından büyük ilgi görmüştür.


KONUSU:


 Alex ve çete arkadaşları polisin hakimiyetini yitirdiği sokaklarda insanları gasp edip, soygundan soyguna koşarken, zaman zaman rastladıkları kadınlara tecavüz ediyor, ellerinden uyuşturucuyu asla düşürmüyorlardı. 
 Ancak çok geçmeden bu eğlenceli oyunları son bulacak ve Alex kendini hapiste bulacaktı. Bunun üzerine yetkililer Alex'in tedavi edilmesi gerektiğine inanacak, itaatkar insan yaratılmaya başlanacaktı.


KİTAP HAKKINDA:

 Otomatik Portakal insanın doğru - yanlışı ayırt edebilme ve bunun doğrultusunda karar verebilme yetisiyle var olduğunu Alex'in yaşadıkları üzerinden anlatırken bir yandan da biz okurları etik ve ahlak değerleri konusunda düşünmeye sevk ediyor.

SONSÖZ:

 Klasik distopyalardan hoşlanıyorsanız Otomatik Portakal tam size göre.

 Otomatik Portakal Filminin Fragmanını İzlemek İçin Tıklayın


 


Tüm Hakları Saklıdır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...